Burun Tıkanıklığı

<<< geri

Sağlıklı nefes almak burunla başlar. Burun tıkanıklığı büyüme gelişme geriliğinden tutun da, tekrarlayan farenjit atağına kadar çok farklı hastalıklara sebebiyet verebilir. Özellikle akciğer kaynaklı kalp hastalığına kadar giden tablolara yol açabilir. Burun tıkanıklığını temelde 4 ana başlık altında toplayabiliriz.

Yapısal nedenler
Bu sınıfta en sık karşımıza çıkan sebep septum deviasyonu dediğimiz burun ortasında bulunan kemik ve kıkırdaktan oluşmuş, burnu iki bölüme ayıran yapının eğriliğidir. Bu eğrilik doğumsal olabileceği gibi sonradan olan travmalara da bağlı olabilir. Burun gelişimi 18 yaş gibi tamamlanır. Bu yaşa kadar olabilecek ufak travmalar dahi burun gelişimini bozabilir. Toplumda en sık burun tıkanıklığı sebebi septum deviasyonudur ve kesin tedavisi cerrahidir.

Diğer yapısal sebeplerden biri de konka dediğimiz burun içinde solunan havayla temas yüzeyini artıran çok büyüdüğünde kendisi tıkanıklık yapan nazal konkalarıdır (burun eti). Konka hipertrofisini özellikle alerjik hastalarda daha çok görebiliriz. Konka hipertrofisinde burun tıkanıklığı çoğunlukla dönemsel ve ortama bağlıdır. Beraberinde sulu burun akıntısı çoğunlukla vardır. Konka hipertrofisinde bir takım lokal spreyler tedaviye yardımcı olsa da, gerektiği durumlarda konka cerrahisi yapılabilir. Bunu da lokal anesteziyle poliklinik şartlarında radyofrekans dediğimiz radyo dalgalarıyla yapmak mümkündür.

Yine çocuk yaş grubunda burun tıkanıklığının önemli bir sebebi adenoid dokusu (geniz eti) dediğimiz geniz bölgesinde bulunan bademcik benzeri bir dokudur. Bir yaşa doğru büyümeye başlar, 13 yaş itibariyle kendiliğinden kaybolur. Çocukta ciddi bir burun tıkanıklığı oluşturuyorsa horlamaya ve uyku apnesine yol açıyorsa cerrahi olarak alınmalıdır.

Yapısal sebeplerin arasında burun tümörlerini de sayabiliriz. Ayrıntılı bir endoskopik muayene ile burun içinde gerek septumdan gerekse konkalardan kaynaklanan tümöral oluşumlara rastlanabilir. Burun tümörleri az görülmekle beraber, burun tıkanıklığı, kötü kokulu akıntı, anlamsız burun kanamaları ve baş ağrısı şikayetinde akla gelmelidir.

Nazal polipler özellikle alerjik rinitli hastalarda oluşabilen burun içine sinüslerden de sarkan iyi huylu yumuşak dokulardır. Burun muayenesinde direk gözlemle tanı konabilir. Çekilecek sinüs tomografisiyle nerelerden oluştuğu ve yaygınlığı hakkında bilgi sahibi olunabilir ki bazen dışardan görülebilir boyutlara kadar büyüyebilir. Tedavisi cerrahidir.

Özellikle çocuk yaş grubunda tek taraflı kötü kokulu burun akıntısında burunda yabancı cisim akla gelmesi gereken ilk sebeptir. Şüpheli durumlarda muayenesi bu yönden yapılmalı ve tedavisi de yabancı cismin çıkartılmasıdır.

Enfeksiyon
Burun içindeki mukozanın virüsler veya bakteriler yoluyla kontaminasyonuna bağlı olarak burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, burun akıntısı şeklinde kendini gösteren bir klinik tablodur. Akıntı genelde serömüköz dediğimiz sulu olabilir ki viral hastalıklarda böyledir. Akıntının rengi sarıya dönerse ve koyulaşırsa çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon eklenmiştir. Genel KBB muayenesinde tanı konabilir, şüpheli veya dirençli durumlarda kültür alınabilir veya radyolojik incelemelere gerek duyulabilir. Tedavide lokal burun spreylerinden dekonjestan dediğimiz burun açıcı ilaçları kullanabiliriz. Burun tıkanıklığı ve genel şikayetler bu ilaçlarla geçmiyorsa yeni bir muayene ile tablo değerlendirilip gerek duyulursa antibiyotik tedavisine de ihtiyaç duyulabilir.

Alerjik Rinit
Rinit burun içindeki örtünün (mukozanın) enflamasyonudur. Alerjik rinit ise bu enflamasyonun belli sebeplere bağlı olarak (polen, ev tozu, küf mantarı) aşırı şekilde ortaya çıkmasıdır. Alerji yabancı olma durumudur. Genetik bir hastalıktır. Burun tıkanıklığı, hapşurma nöbetleri, geniz akıntısı, burun kaşıntısı ve öksürük nöbetleri ile ortaya çıkar. Bu şikayetler ev tozuna bağlı ise her mevsim,özellikle kışın görülür. Polene bağlı ise mevsimseldir. Tanı hastanın şikayetleri ve muayene ile konur. Testte çıkmak zorunda değildir. Alerji testleri tedavide yol göstericidir. Tedavide korunma, ilaç tedavisi, aşı tedavisi, cerrahi tedavi (yardımcı tedavidir) olarak planlanır. Korunma çok önemlidir ve alerjen tespit edilebilirse alerjenden kaçınmak şarttır. İlaç tedavisinde burun açıcı spreyler, kortizonlu spreyler, antihistaminik dediğimiz haplar ve alerjen önleyici haplar kullanılır. Alerjik rinitin kalıcı olan tek tedavisi aşı tedavisidir (immünoterapi).

Aşı tedavisi kişiye alerjenin direk verilmesi mantığı ile hastayı alerjenle tanıdık hale getirmedir. İyi seçilmiş hastalarda başarı %90`lara çıkabilir. Alerjik rinitli hastada yapısal bozukluk varsa mutlaka cerrahi olarak düzeltilmelidir ki yardımcı tedavidir.

Vazomotor Rinit
Çevresel ortama (klima, sigara, kötü koku, parfüm vb.) bağlı burun tıkanıklığı, sulu burun akıntısı şikayetleri vazomotor rinitin belirtileridir. Vazomotor rinit burnun fizyolojisini sağlayan sinirlerin yapısal bozukluğudur. Bu bozukluk burun damarlarındaki büzülme ve genişlemenin zamansız olmasına sebebiyet verir. Vazomotor riniti tiroid fonksiyon bozukluklarında, stres durumunda, gebelikte ve birtakım ilaç kullanımında da görebiliriz. Vazomotor rinit tedavisinde kortizonlu burun spreyleri ve bazı semptomatik (şikayet giderici) ilaçlar kullanılabilir.

Yükleniyor...